Uzman Klinik Psikolog Ceyda USKAN

Çocuk Çizimlerinin Önemi

Çizimler ve resim, kişinin dünyasını kendi diliyle ifade ediş biçimi ve zihinsel gelişiminin göstergesi olarak nitelendirilebilir. Kendini henüz sözel olarak ifade etmede yetişkinler kadar başarılı olamayan çocuklarda, kendiliğinden yaptıkları resimler, tıpkı kurdukları oyunlardaki gibi iyi analiz edildiğinde, bize iç dünyalarına yolculuk imkanı sağlar. Resim çocuklar için hem eğlendikleri, hem güzel vakit geçirdikleri hem de üretken oldukları bir alandır. O an içinde bulundukları hayal dünyası, ruh hali her ne ise, orada beraber yolculuk yapmak için bize davetiye verirler. Resim çocuğun iç dünyasının kağıtlara dökülmüş halidir. Nasıl cocukları tanımak için oyunlarına bakıyorsak, resimler de aynı şekilde bize bilgi verebilir.

Çoğunlukla çizimler bir şeyin temsil edilişi olarak kabul edilir ancak her çizimin ve karalamanın psikolojik durumun temsili şeklinde nitelendirilmesi çok da doğru değildir. Yaptıkları resimler, çocukların hikayeleriyle birleştirildiğinde anlam kazanır. Resimlerde hem o güne dair gerçekleri bulma şansımız vardır hem de çocuğun gerçekleşmesini istediği arzularına. Dolayısıyla mutlu aile tablosu çizen bir çocukla ilgili olarak hemen çok mutlu bir aile içinde olduğunu söylemek yanlış olacaktır. Belki de mutlu bir ailenin özlemini çekiyor olabilir. Dolayısıyla az önce de belirttiğim gibi alınan bilgiler çok önemlidir.

Resimler çocukların hayal dünyaları ve dünyayı yapılandırmalarının yanı sıra sosyal yaşamlarındaki kişilerle ilişkilerini de yansıtır. Onlarla olan sorunlarını ve bunları çözmelerine yönelik kullandıkları yollar hakkında ipuçları verirler. Mesela evde yaptığı bir yaramazlıktan dolayı cezalandırılan bir çocuk, o olayı hemen oyununa yansıtır. Aynı durumu tekrar tekrar canlandırarak, yaşadığı bu stresi farklı hikayelerle sonlandırarak azaltır. Birebir benzerini resimlerinde de görebiliriz; ögretmenini ve okulunu sevmeyen bir çocuk, bunun gerginliğini çizdiği 'rengarenk' okul resimlerinde azaltıyor olabilir.

Çocukların resimlerinin en büyük önemi, onların düşünce biçimlerini yansıtıyor olmasıdır. Hem serbest hem de yönlendirilmiş resim çalışmalarında, çocuğun kağıdı tutuş ve kullanış biçimi, seçtiği renkler, kompozisyon ve çizim sırası, çocukla çalışan uzman açısından çok değerlidir. Çünkü çocuk resim yaparken kendi yarattığı özgür oyun dünyasını dışarı yansıtır ve bu onun tamamen özgür olmasını sağlar. Bu özgür dünyasında çocuk tamamen doğaldır ve onun bu dünyasına girmemiz için bize anahtar uzatır. Ancak şu unutulmamalıdır ki hiçbir resim çocuğun algı dunyasının otomatik çıktısı değildir. Uzmanların deneyimleri sonucu yaptığı değerlendirmeler sadece fikir verici niteliktedir, kesin doğruları yansıtmaz. Bu nedenle analiz öncesi resimlerini bir de çocukların ağzından dinlemek çok daha sağlıklı sonuçlara ulaşmada yardımcı olacaktır.

Kısacası resim; klinik açıdan bakıldığında kişiliğin değerlendirilmesi ve ruhsal bozukluklar hakkında fikir sahibi olunması açısından yararlı olmaktadır. Bununla beraber özellikle son dönemlerde dışa vurma tekniği olarak da sanat terapisinde sıklıkla tedavi amaçlı olarak kullanılmaktadır. Psikolojik düzeyde değerlendirdiğimizde resim; hem tanı hem tedavi aşamasında kullanılırken, fizyolojik açıdan baktığımızda hem ince motor gelişimini hem de el-göz koordinasyonunu değerlendirmemiz açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Ancak çizimlerin, analizleri sürecine ilişkin değerlendirmelerin öznel olması ve her uygulayıcı tarafından farklı değerlendirilmesi, bu ölçümlerin klinik açıdan bakıldığında geçerlik ve güvenilirlik açısından eksikliği olduğunu göstermektedir. Değerlendiriciler arasındaki tutarsızlık çeşitli nedenlere bağlanmaktadır. Bunlar arasında en çok çizgilerin yorumlanmasında, çizgilerin gelişimsel mi patolojiye mi bağlı yoksa yeteneğe mi bağli olduguna dair hemfikir olmadaki güçlüktür.

İletişim Aracı Olarak Çizimler

Resim, çocuğun dış dünyayı algılayışının bir göstergesi kabul edilirse, yetişkinle ve uzmanla iletişim kurmasında çok büyük bir paydası olduğu su götürmez bir gerçektir. Seanslarda açılmada güçlük yaşayan çocuklarla resim çalışmalarında çok güzel sonuçlar alınır. Çizim çocuğun sözsüz dilidir. Bu hem uzmanla çocuk arasında iletişimin yumuşamasına yardımcı olur hem de çocugu tanımak açısından önemlidir. Kısacası resimler çocuğun zeka, kişilik ve yakın çevresiyle ilgili iç dünyasını bize yansıttığı çok önemli bir araçtır.

Her çocuk kendi dünyasını, kendi açısından ve en yalın haliyle bizlere resim ve oyun aracılığıyla sunar. İkiz kardeşler olsalar dahi hiçbir zaman iki çocuk gelişimsel, zihinsel ve düşünsel olarak birebirlik göstermez. Her biri gelişim, anlayiş ve dış dünyayı algılama açısından farklılık gösterir ve farklı yorumlamalar yapar. Dolayısıyla her çocuğun resmini karşılaştırma yapmamaksızın kendi içinde değerlendirmek çok değerlidir. Çizim, hem dış dünyayı temsil eder, hem de iç dünyanın ve duyguların sembolik bir ifadesidir. Bu temsil ve ifade olarak bahsedilen süreci açıklamak gerekirse; resmin temsili, bir resmin görsel açıdan ne kadar gerçekci olduğuyla ilgilidir. İfade ise kişiliğin ve duygudurumun yansıtıldığı durumdur, bunun değerlendirilme sürecindeki belirsizliği önemli bir nesnellik sorununa işaret eder.

Çocuk Resmine İlişkin Kuramlar

Gelişimsel yaklaşıma göre, çocuklar için çizim bir oyun sürecidir. Yalnız kaldıklarında nasıl oyuncaklarıyla kendi kurallarını koydukları dunyalarını yaratıyorlarsa, aynı ilgi ve yaratıcılığı resimlerinde de gösterirler. Piaget, çizimi tıpkı oyunlardaki gibi zihinsel imgelerle açıklamaktadır. Ona göre her resim bir deneyim ve bu deneyimleri tekrarlayıp bunlardan bir anlam çıkartabilme çabasıdır.

Projektif yaklaşımlara göre Freud, resim çalışmasının çocugun bilinçaltında yatan istek ve korkulardan büyük ölçüde etkilendiğini dile getirmiştir. Bu arzuların anlatımı sembolik ya da gizli olabilir, bunları sağlıklı bir şekilde değerlendirmek terapiste bağlıdır.

Sanatsal yaklaşımlarda Kellog'a göre çocugun resimden aldığı iki çeşit zevk vardır. Motor zevk, karalama yaparken aldığı zevktir. Görsel zevk ise çizimi bittikten sonra onu incelerken aldığı hazdır.

Sembolik yaklaşımlara göre ise resim, dış bir yüzey üzerindeki işaretler topluluğudur.

Psikolojik Değerlendirme Aracı Olarak Resim

Kendini sözel olarak ifade etmede çok başarılı olamayan küçük yaşlardaki çocuklarda resim, bizler için onların iç dünyasını anlamada ve büyüme süreçlerini değerlendirmede çok önemli bilgiler verir. Çocukları değerlendirmek aslında çok boyutlu yaklaşım gerektirmektedir. Zekalarını, ince-kaba motor becerilerini değerlendirip aileden çocuk hakkında ayrıntılı bilgi alırken, tüm bunların yanında çocukla beraber muhakkak bir serbest oyun sürecine girilmeli ve onunla resim çalışması yapılmaldır. Çünkü çocuk ancak kendi kurallarını koyduğu, kendi kontrolünü yarattığı bu “kendi dünyası”nda kendisini ve iç dünyasını bizlere gösterecektir.

Oyun ve resim çocuklar için en kolay iletişim aracıdır, dolayısıyla dil gelişimi tam gelişememiş olsa dahi bir çocuk dış dünyayla arasındaki iletişimi bu iki araç sayesinde gerçekleştirir, deneyimler ve yeniden tekrarlar. Çocuğun erken döneminde çizimler onun kelimelerinden çok daha anlamlıdır. Bunları iyi değerlendirmek çok önemlidir. Projektif bir teknik olarak resim analizi, çocukların bize sundukları iç dünyalarını değerlendirmemiz için çok büyük bir ipucudur. Bunu sağlıklı değerlendirmek ise, bu alanda çok çalışmayla sağlanabilir. Tüm bunların yanı sıra, diğer değerlendirme araçlarına nazaran çizim zaten çocukların severek yaptıkları bir uğraş olduğundan, bu çalışmaların uygulaması hem kolay hem de eğlenceli bir süreç olmaktadır.

Uzman Klinik Psikolog

Ceyda USKAN